Yeşil Dönüşüm Enflasyonist midir?

Yeşil Dönüşüm (YD); Büyük Dönüşüm’ün (BD) enerji, üretim, tüketim ve kaynak kullanımını düşük karbonlu, doğayla uyumlu ve şoklara dayanıklı bir yapıya kavuşturmayı amaçlayan bileşenidir. Fosil yakıt kullanımının azaltılması, yenilenebilir enerji, şebeke ve depolama yatırımları, kaynak verimliliği ve iklim uyumu YD’nin başlıca unsurlarıdır.


Diğer yandan makroiktisatta enflasyon, tek bir malın fiyatındaki artış değil, genel fiyat düzeyinin süreklilik gösteren belirgin yükselişidir. Enflasyon hakkındaki birbirleriyle yakından ilişkili şu üç olguyu aslında birbirinden ayırmak gerekir: “Fosil enflasyonu” (fossilflation), fosil yakıtlara bağımlılığın ve bu yakıtların arz ve fiyat koşullarının yarattığı baskıları; “iklim enflasyonu” (climateflation), iklim olaylarının üretim ve tedariki aksatmasından kaynaklanan fiyat baskılarını; “yeşil enflasyon” (greenflation) ise özellikle temiz teknolojiler için gerekli metal ve minerallere yönelik talebin sınırlı arzla karşılaşmasının etkilerini anlatır (Schnabel, 2022). Schnabel’in kullandığı bu dar anlamdaki yeşil enflasyon, düşük emisyonlu teknolojilere geçişin gerektirdiği metal ve minerallere (bakır, lityum ve kobalt gibi) talebin hızla artması, arzın ise kısa ve orta dönemde buna yetişememesiyle ortaya çıkan fiyat baskılarını anlatır. Burada gerçekte yalnızca arz kısıtı değil, güçlü yatırım talebi de önemlidir. Bu açıdan, geniş anlamda yeşil enflasyon dönüşümün yatırım, üretim ve (karbon fiyatlandırması gibi) düzenlemelere uyum maliyetlerinden kaynaklanan fiyat baskılarını kapsayacak şekilde tanımlanabilir.


YD’nin sadece genel fiyat düzeyini artırıcı değil, düşürücü etkileri de olabilir: genel fiyat düzeyini artırıcı ve düşürücü yöndeki bu kısa ve orta-uzun dönemli olası fiyat etkileri aşağıdaki tabloda (Tablo 1) karşılaştırmalı olarak özetlenmiştir.


YD’nin net olarak enflasyonist mi olduğu sorusu hakkındaki “Yeşil Dönüşüm Enflasyonist midir?” başlıklı kısa bir yazım 13.10.2026 tarihinde Global Panorama‘da yayınlanacak. O yazının özeti ve yazıdaki Tablo 1’in daha geniş bir versiyonu aşağıda yer alıyor:


Özet

Yeşil Dönüşüm bazı maliyetleri başlangıçta artırabilir. Zamanla enerji ve kaynak tasarrufu sağlayarak fiyat baskılarını azaltabilir. Ancak kısa dönemde enflasyonu mutlaka yükselteceği, uzun dönemde ise fiyatları mutlaka düşüreceği söylenemez. Sonuç, yatırımların zamanlamasına, finansmanına ve ekonomi politikalarının uyumuna bağlıdır. Türkiye’de yenilenebilir enerjideki ilerlemeye rağmen fosil yakıt bağımlılığı sürmektedir. İklim Kanunu ve Emisyon Ticaret Sistemi dönüşüm için bazı araçlar sunmaktadır. Fakat bunların enflasyon etkisi uygulamanın tasarımına ve zamanlamasına bağlıdır. Öncelik, temiz üretim kapasitesini geliştirmek, geçiş maliyetlerini adil paylaşmak ve fiyat istikrarını korumaktır. Bu süreçte ayrıca, dönüşümü ertelemenin enerji ve iklim şokları karşısındaki maliyeti de hesaba katılmalıdır.

Anahtar Sözcükler: büyük dönüşüm, yeşil ekonomi, yeşil dönüşüm, enflasyon, yeşil enflasyon, sistem düşüncesi ve sistem dinamikleri.


Tablo 1: Yeşil Dönüşümün Enflasyona Olası Etkileri

 Kısa VadedeOrta ve Uzun Vade
Genel Fiyat Düzeyini Artırıcı EtkilerKarbon fiyatlandırması ve fosil yakıt desteklerinin kaldırılması: Karbon vergisi, tahsisat maliyeti veya fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması, karbon yoğun üretimin özel maliyetini yükseltebilir. Temiz alternatiflere geçiş hemen mümkün değilse maliyet artışı fiyatlara yansıyabilir.

Düzenlemelere uyum ve sermaye stokunun yenilenmesi: Yeni standartlar; makine değişimi, tesis uyarlaması, ölçüm, doğrulama ve raporlama gerektirebilir. Bunların bir bölümü işletme gideri, bir bölümü yatırım maliyetidir. Nihai fiyat etkisi, maliyetlerin nasıl karşılandığına ve fiyatlama koşullarına bağlıdır.

Kritik malzeme, ekipman ve işgücü darboğazları: Mineral, elektrikli ekipman, inşaat hizmeti ve nitelikli emek talebi mevcut arzı aşarsa fiyat baskısı doğabilir. Burada hem talep artışı hem arzın yavaş uyarlanması rol oynar.

Eski kapasitenin erken kapanması: Fosil enerji veya karbon yoğun üretim kapasitesi, temiz alternatifler ve gerekli altyapı hazır olmadan devreden çıkarsa geçici arz sıkışıklığı oluşabilir. Bu, dönüşümün zorunlu sonucu değil, zamanlama riskidir.

İthalat, kur ve finansman baskısı: İthal ekipman ve girdi ihtiyacı döviz talebini artırabilir. Dış finansman bunu karşılamazsa kur ve ithal maliyet baskısı doğabilir. Yüksek finansman maliyeti de yatırımı pahalılaştırabilir; ancak aynı zamanda talebi daraltabileceğinden net etkisi tek yönlü değildir.

Kapasiteyi aşan yatırım ve destek talebi: Kamu yatırımları, teşvikler ve özel yatırımlar aynı dönemde yoğunlaşırsa harcamalar kısa dönem üretim kapasitesini aşabilir. Bununla birlikte her yeşil yatırım, diğer harcamalardan bağımsız net ilave toplam talep değildir.
Süren karbon fiyatı artışları ve yeni standartlar: Karbon fiyatlandırması aşamalı biçimde sıkılaşır veya yeni yükümlülükler getirilirse fiyatlara yeni artırıcı katkılar gelebilir. Bu nedenle bütün geçiş maliyetleri “tek seferlik şok” değildir.

Kalıcı altyapı ve tedarik darboğazları: Şebeke, depolama, temiz yakıt, mineral veya ekipman arzının uzun süre yetersiz kalması maliyet baskısını sürdürebilir.

Bazı temiz alternatiflerin yüksek toplam maliyeti: Bazı üretim süreçlerinde temiz teknoloji, finansman ve altyapı dahil edildiğinde mevcut alternatife göre daha pahalı kalabilir. Bütün temiz teknolojilerin her koşulda maliyet üstünlüğü olduğu varsayılamaz.

Piyasa gücü ve zayıf maliyet aktarımı: Tedarik veya teknoloji piyasalarındaki yoğunlaşma, maliyet düşüşlerinin tüketiciye yansımasını sınırlayabilir. Yüksek fiyat düzeyinin sürmesi ile sürekli yüksek enflasyonun oluşması yine ayrı meselelerdir.

Geri tepme ve büyüyen ölçek: Verimlilik nedeniyle düşen kullanım maliyeti, ek tüketim veya üretimi teşvik ederek tasarrufu aşındırabilir. Dönüşümden bağımsız üretim büyümesi de kaynak ihtiyacını artırabilir; fakat bu ikinci mekanizma geri tepmeden farklı bir ölçek etkisidir.

Beklentiler ve endekslemeyle kalıcılaşma: İlk fiyat baskıları ücret sözleşmelerini, beklentileri ve genel fiyatlama davranışlarını değiştirirse daha kalıcı hale gelebilir. Bu süreç mekanik olarak ortaya çıkmaz.
Genel Fiyat Düzeyini Düşürücü EtkilerHızla uygulanabilen üretkenlik ve temiz ikame: Mevcut temiz kapasitenin daha iyi kullanılması, süreç iyileştirmeleri ve düşük maliyetli tasarruf önlemleri bazı üretim maliyetlerini hızla azaltabilir. Tüketici fiyatına yansıma rekabete ve fiyatlama davranışına bağlıdır.

Tüketim talebinin azalması: Geçiş maliyetlerinin reel geliri azaltması veya gelecekteki gelir kayıplarının beklenmesi, bugünkü tüketimi düşürebilir. Böylece ilk maliyet baskısının bir bölümü dengelenebilir. Bu, refah kazanımı anlamına gelmez.

Güven ve dış finansman kazanımı: Öngörülebilir dönüşüm politikaları yatırım güvenini ve dış finansman erişimini artırırsa risk ve kur baskısını sınırlayabilir. Bu olasılık, otomatik kur değerlenmesi olarak yorumlanmamalıdır.

Makroekonomik politika tepkisi: Para ve maliye politikalarının aşırı talebi ve beklenti bozulmasını sınırlaması, ilk fiyat baskısının yayılmasını önleyebilir. Bunun üretim, istihdam ve yeşil yatırım bakımından maliyetleri de olabilir.
Teknolojik yenilik ve öğrenme: Birikimli deneyim, araştırma ve yenilik temiz teknolojilerin birim maliyetini düşürebilir. BIS tarafından yayımlanan bir geçiş modelinde de başlangıçtaki maliyet artışını, zamanla yeşil teknolojinin verimlilik kazanımları izlemektedir. Bu aslında belirli bir modelin bulgusudur; yani evrensel sonuç/bulgu olarak kabul edilmemlidir (Boehl et al., 2024).

Yeni kapasite ve kolaylaşan ikame: Temiz üretim, şebeke ve depolama yatırımlarının tamamlanması arzı genişletebilir; pahalı veya arzı kesilen girdilerin yerine alternatif kullanmayı kolaylaştırabilir.

Enerji ve kaynak üretkenliği ile döngüsellik: Birim üretim başına enerji, su ve malzeme ihtiyacının azalması; yeniden kullanım, onarım ve geri dönüşüm maliyetleri sınırlayabilir. Ancak bunların net maliyeti uygulamaya bağlıdır. Döngüsellik yalnızca geri dönüşüm değildir. Ürün ve malzeme değerinin korunmasını da içerir.

Fosil yakıt ithalatına bağımlılığın azalması: Daha düşük ithal yakıt ihtiyacı, enerji şoklarının üretim maliyetlerine ve tüketici fiyatlarına geçişini zayıflatabilir. Özellikle de şok duyarlılığı ve enflasyon oynaklığı azalabilir (Lane, 2026).

İklim uyumu ve önlenen üretim kayıpları: Su yönetimi, dayanıklı tarım ve altyapı gibi uyum yatırımları; üretim kayıplarını ve tedarik kesintilerini azaltabilir. Küresel emisyon azaltımı da daha uzun vadede iklim zararlarını sınırlayabilir. Bunlar, iklim olaylarının kısa zamanda ortadan kalkması demek değildir.

Karbon gelirlerinin arzı güçlendirecek biçimde kullanımı: Karbon gelirlerinin temiz teknoloji, verimlilik, altyapı ve beceri yatırımlarına yönlendirilmesi, başlangıçtaki maliyet baskısını zamanla azaltabilir. Nakit desteği ise hane refahını korusa da tek başına fiyatları düşürmez.
Genel Fiyat Düzeyi Üzerindeki Beklenen Net EtkiMaliyet ve yatırım talebi derhal, arz kazanımları ise gecikmeli olarak ortaya çıkıyorsa artırıcı katkı baskın olabilir. Öte yandan mevcut temiz kapasite, atıl kaynaklar veya güçlü talep daralması varsa katkı küçük, sıfır veya negatif olabilir.Teknoloji, üretkenlik, temiz arz ve uygun politika bileşimi gelişirse düşürücü katkılar güçlenebilir. Süren kıtlık, uyum maliyeti ve kötü eşgüdüm bu kazanımları sınırlayabilir.


“Yeşil Dönüşüm Enflasyonist midir?” başlıklı Global Panorama yazımı hazırlarken yararlandığım kaynakların listesini de aşağıda bulacaksınız. Formatı gereği Global Panorama‘da referanslara genelde yer verilmediği için, o yazının Kaynakça’sını burada paylaşıyorum:


Kaynakça

Boehl, G., Budianto, F. ve Takáts, E. (2024). The Macroeconomics of Green Transitions. BIS Working Papers, No. 1237, Bank for International Settlements.

Ferrari, A. ve Nispi Landi, V. (2022). Will the Green Transition be Inflationary? Expectations Matter, Questioni di Economia e Finanza No. 686, Banca d’Italia.

Gümüş, B. S. (2026). Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Ne Getiriyor? Ember.

Kibritçioğlu, A. (2024). “Yapısal Reformlar Niçin Türkiye’nin İktisadi Büyümesi ve Kalkınması Açısından Hâlâ Gerekli, Ama (Artık) Yetersizdir?”, Toplum Çalışmaları Enstitüsü.

Lane, P. R. (2026). Climate Change and Monetary Policy [Konuşma]. European Central Bank.

Meadows, D. H. (2008). Thinking in Systems: A Primer (D. Wright, ed.). Chelsea Green Publishing.

Resmî Gazete. (2026). Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, Sayı: 33353, 27.08.2026.

Schnabel, I. (2022). A New Age of Energy Inflation: Climateflation, Fossilflation and Greenflation [Konuşma]. European Central Bank.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) (2026). Energy Policy Review: Türkiye 2026. IEA.